Ekonomi

İşte çekirdek bir ailenin açlık sınırı!

Devamını oku...

 

Türk-İş'ten yapılan yazılı açıklamada, konfederasyon tarafından yapılan açlık, yoksulluk sınırı araştırması sonuçlarına yer verildi

Borsalar tepetaklak!

Devamını oku...

 

Dolar içeride 1,60'ın üzerine çıktı!

Bakan Şimşek'ten müjde var!

Devamını oku...

Maliye Bakanı Şimşek basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kamuya eleman alımlarının olacağını ve sağlık personeli, polis ve öğretmen alınacağını söyledi

Türkiye'nin vergi rekortmenleri belli oldu

Türkiye'nin gelir vergisi rekortmenleri belli oldu. Aydın Doğan, 19 milyon 161 bin 631 liralık vergiyle rekortmenler listesinin başında yer aldı

Devamını oku...

Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, 2009 yılı gelirleri için Mart ayında verilen yıllık gelir vergisi ve gayri menkul sermaye iradı (GMSİ) beyannameleri üzerinden yapılan değerlendirmeler tamamlandı.


Türkiye'nin en fazla gelir vergisi ödeyecek 100 ismi belirlendi.

Gelir vergisinde ilk 100 mükellef arasına İstanbul'dan 86, Ankara'dan 8, İzmir'den 3, Bursa, Isparta ve Kocaeli'den de 1'er mükellef girdi.

Sadece GMSİ beyanında bulunarak, Türkiye'nin en fazla kira geliri elde eden ilk 100 mükellefinin de 79'u İstanbul'dan, 8'i Ankara'dan, 5'i İzmir'den, 4'ü Bursa'dan, 2'si Düzce'den, 1'i Adana'dan, 1'i Samsun'dan çıktı.

Gelir vergisi rekortmenleri listesinin ilk sırasında geçen yılın Türkiye 2'ncisi Aydın Doğan yer aldı.

2008 gelirleri için kendisine 12 milyon 187 bin 633 lira vergi tahakkuk eden Aydın Doğan'ın 2009 gelirleri için ödeyeceği vergi tutarı, 19 milyon 161 bin 631 lira olarak hesaplandı.

Bu yıl listenin 2'nci sırasına sürpriz bir isim girdi. Kurtuluş Factoring Yönetim Kurulu Başkanı Salvo Taragano 15 milyon 614 bin 144 liralık vergiyle Aydın Doğan'ı izledi.

Geçen yılın Türkiye rekortmeni Rahmi Koç ise 11 milyon 160 bin 788 liralık gelir vergisiyle 3'üncü oldu.

Listede, Semahat Sevim Arsel 9 milyon 587 bin 634 liralık vergiyle 4'üncü, Mustafa Koç 7 milyon 312 bin 597 liralık vergiyle 6'ıncı, Onur-Air ortaklarından Hamit Cankut Bağana 7 milyon 202 bin 890 liralık vergi ile 7'inci, Suna Kıraç 6 milyon 841 bin 142 liralık vergiyle 8'inci, Nezih Barut 6 milyon 658 bin 948 liralık vergi ile 9'uncu olarak sıralandı.

Listenin 10'uncu sırasında ise 6 milyon 488 bin 220 liralık vergi ile geçen yılın Türkiye 3'üncüsü Hüsnü Özyeğin yer aldı.

Listenin 5'inci sırasında bulunan alan ve kendisine 7 milyon 986 bin 148 lira vergi tahakkuk eden mükellef ise isminin açıklanmasını istemedi.

Bu arada gelir vergisi rekortmenleri listesinde Turgay Ciner 16, Murat Ülker 18, Avukat Ahmet Pekin 20, Şarık Tara 21, Arzuhan Yalçındağ 22, Bülent Bulgurlu 37, Ömer Sabancı 57, Demir Sabancı 61 ve Emine Kamışlı 69'uncu oldu.

ACUN ILICALI İLK SIRADA
Türkiye'nin en çok gelir vergisi ödeyecek ilk 100 ismi arasında sanat dünyası da 4 isimle temsil ediliyor. 2 milyon 668 bin 432 lira vergi tahakkuk eden Acun Ilıcalı listeye 45, 2 milyon 351 bin 377 lira vergi ödeyecek olan Mehmet Ali Erbil 53, 1 milyon 705 bin 293 lira vergi ödeyecek olan Cem Yılmaz da 86'ıncı sıradan girdi. Listede 98'inci sırada bulunan Beyazıt Öztürk'ün vergisi de 1 milyon 550 bin 936 lira olarak tespit edildi. İlk 100'ün 61'inin geliri de menkul kıymet gelirlerinden oluştu.

KİRA GELİRİNDE REKORTMEN DEĞİŞMEDİ
2009 vergilendirme dönemi GMSİ gelirleri için ödenecek gelir vergisinde ise listenin ilk sırasında son yılların değişmeyen ismi Sıtkı Çiftçi yer aldı. Çiftçinin kira gelirleri için ödeyeceği gelir vergisi tutarı 1 milyon 441 bin 301 lira olarak belirlendi. 2'inci sıradaki mükellef isminin açıklanmasını istemezken, Sema Cıngıllıoğlu 1 milyon 238 bin 772 liralık vergiyle GMSİ listesinde Türkiye 3'üncüsü oldu.

Kaynak: ntvmsnbc

Enflasyon yeniden tek hane

Enflasyon Mart ayında TÜFE'de yüzde 0.58, ÜFE'de yüzde 1.94 arttı. Yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 9.56'yla yeniden tek haneye indi

Devamını oku...

Şubat ayında 14 ay sonra çift haneye çıkan enflasyon yeniden tek haneye indi.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Mart ayında tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) yüzde 0,58, üretici fiyatları endeksi (ÜFE) yüzde 1,94 arttı. CNBC-e anketinde, Tüketici Fiyat Endeksi'nin Mart'ta yüzde 0.50, Üretici Fiyat Endeksi'nin ise, yüzde 0.74 arttığı öngörülmüştü. Mart ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 9,56'ya inerken, ÜFE'de yüzde 8,58'e çıktı.

TÜFE'de ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 3.14 ile haberleşme grubunda gerçekleşti.

Mart ayında endekste yer alan gruplardan lokanta ve otellerde yüzde 0.98, ulaştırmada yüzde 0.73, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0.70, giyim ve ayakkabıda yüzde 0.69, eğlence ve kültürde yüzde 0.69, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0.62, eğitimde yüzde 0.36, konutta yüzde 0.20, sağlıkta yüzde 0.04, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 0.01 artış yaşandı. Mart'ta düşüş gerçekleşen tek grup yüzde 0.45 ile ev eşyası oldu.

Yıllık bazda TÜFE’de en yüksek artış yüzde 43.03 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda görülürken, onu yüzde 12.72 ile ulaştırma, yüzde 11.21 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi. 

TARIMDA FİYATLAR BİR YILDA YÜZDE 22 ARTTI
Sektörel bazda bakıldığında fiyatlar tarımda yüzde 2.79, sanayide yüzde 1.76 artış kaydetti. Yıllık bazda tarımda yüzde 22.72, sanayide yüzde 5.69 artış oldu.

ÜFE sonuçları sanayinin alt sektörleri bazında değerlendirildiğinde en yüksek aylık artış yüzde 9.73 ile ana metal sanayi alt sektöründe gerçekleşti.

Sanayinin üç sektöründen imalat sanayi sektöründe yüzde 1.91, elektrik, gaz, su sektöründe yüzde 1.11 artış, madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 0.54 düşüş yaşandı.

ZAM ŞAMPİYONU APS
Mart ayında fiyatı en çok artan ürün yüzde 37.50 ile acele posta servisi oldu. Onu yüzde 35.30 ile karnıbahar, yüzde 15.55 ile kuru soğan, yüzde 11.93'le patates, yüzde 11.74 ile telefon görüşme ücreti (sabit), yüzde 8.63 ile yurtiçi haftasonu turları izledi. Fiyatı en çok düşen ürün yüzde 28.58 ile kabak oldu.

Kaynak: ntvmsnbc

At ve eşek bitince ne olacak?

İstanbul Musevi Cemaati'nin tek, İstanbul'un ise en büyük et tedarikçilerinden Etçii Steakhouse'un patronundan uyarı: At ve eşek kesimi hızla artıyor

Devamını oku...

İstanbul`un en büyük  et tedarikçilerinden Etçii Steakhouse restoran ve kasap zinciri sahibi Mehmet Emin Arslan, Türkiye'de kesecek canlı hayvan bulamadıklarını belirterek bu konu ile ilgili acil olarak önlem alınması gerektiğini açıkladı. Dünyanın en pahalı etini Türkiye'nin tükettiğini belirten Arslan, kırmızı et fiyatlarındaki yükselişin ana nedeninin hayvan varlığındaki hızlı düşüş ve canlı hayvan ithalatındaki sorunlar olduğuna dikkat çekti.

YEDİĞİNİZ SOSİS , TAVUK KEMİĞİNDEN OLABİLİR
Bu konuda hükümet ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirten Arslan çok kısa bir süre sonra elde kalan son hayvanlarında tükeneceği ifadesinde bulundu. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durumun ileride kapanamayacak zararlar açacağını belirten Arslan şu açıklamalarda bulundu; “Maalesef kesecek büyükbaş ve küçükbaş hayvan bulamıyoruz. Kapasitemizin sadece  yüzde 30'u ile çalışmaktayız. Her gün İstanbul geneline ve Marmara Bölgesi'nde 300 noktaya ürün satışı yapıyoruz. Müşteriden talep var fakat kesecek hayvan yok. Kırmızı et mamüllerini üreten firmalar sucuk, salam ve sosis gibi et mamullerinde kırmızı et yerine tavuk kemiği, tavuk derisi ve dananın böbrek yağını kullanıyorlar. Türkiye‘de yaşanan bu sıkıntı halkın sağlığı ile oynanmasına sebep oluyor.  Et ve Balık kurumu, yüzde 40 kemiği olan, ayakta zor duran, zayıf, çelimsiz, sütten yeni çıkmış yaşlı ineği bile 15 bin liraya peşin ödeyerek kesim yapıyor."

İTHAL KAÇAK ET ARTIYOR
Anadolu'da besihanelerin boş olduğunu dikkat çeken Arslan, "Besici hayvan beslemek istiyor, fakat besleyecek hayvan bulamıyor. Çok az sayıda olan besilik danalar Kars ilimizde, tanesi 250 kg. gelen 9 aylık dana fiyatı 3000 TL den satılıyor. Ülkemize giren kaçak et hızla artıyor ve bu etler sağlıksız ve hastalıklı hayvanların etleri. Dünyadaki fiyatlarla ilişkili olarak yapılan araştırma da Türk insanının  eti ne oranda aldığını ve fiyatlardaki fahiş fiyat hemen göze çarpıyor. Dünya'da kemikli karkas gövde fiyatı 2 dolar iken ülkemizde 13 dolar. Yeme içme ve hizmet sektöründe hızlı bir çöküş yaşanmaktadır. Lokantacının, kebabçının, restoran sahibinin ve catering firmalarının yani tamamında ham maddesi kırmızı ete dayanan firmalarda iflaslar ve işi bırakma durumları olmuştur."

 "TEŞVİK PAKETİ TÜRKİYE ÇAPINA YAYILMALI"
Tarım Bakanlığı'nın konuyla ilgili yeni teşvik paketinin çok olumlu karşılandığını belirten Arslan, teşvikleri tüm Türkiye'ye yaymak gerektiğini söyledi. Teşvik paketinin hayata geçmesinin ve olumlu taraflarının görülmesinin 2013 yılını bulacağını da ekleyen Arslan, Türkiye'de yeni doğmuş 7 günlük buzağı fiyatının 1000 dolar olduğunu, dünyada ise 6 aylık dana fiyatının bile 200 dolar olduğunu belirtti. "Tüm bu olumsuzlukların, haksızlıkların önüne geçmemiz için, Besihanelerin tekrar dolması için, Kırmızı et fabrikaları istihdam sağlamaları için, hizmet sektörünün ayakta kalabilmesi için, 72 milyon insanın sağlıklı, kaliteli ve ucuz ete ve gıdaya ulaşması için, canlı besilik dana ithal etmemiz lazım” diyen Arslan'ın önerisi de ilginç: "Arjantin`de kesilen hayvan, Türkiye`de işlensin, Arap ülkelerine satılsın. İslam coğrafyası bu konuda çalışmalara ihtiyacı en fazla olan bölge, ithalatla yerli hayvancılık korunmak isteniyor fakat yerli hayvancılık kötü durumda ve bunu kimse görmek istemiyor."

"HELAL GIDA  SERTİFİKASI 50 MİLYAR DOLAR GETİRİR"
Ayrıca Arslan çıkarılması gündemde olan Helal Gıda Sertifikası`nın da etkisiyle İslam ülkelerine et ve gıda ihracatının ilave 50 milyar dolarlık bir artış getireceğini de ifade etti. Yanlış uygulanan politika ve alınmayan önlemler nedeniyle hayvancılığın ve canlı hayvan ithalatının ihmal edildiğini söyleyen Arslan, ortaya konulan çözüm önerilerininse dikkate alınmadığını açıkladı. Türkiye nüfusunun zaman geçtikçe daha da arttığını, buna bağlı olarak et tüketiminin de gün geçtikçe artacağını ifade eden Arslan,  bu durumun mevcut kaynakların söz konusu ihtiyacı karşılayamayarak, besicilerin de artan talebe bağlı olarak fiyatları sürekli yükselttiğini açıkladı. Mehmet Emin Arslan, yaşanan sıkıntıda Türkiye'de hayvancılığın geriye gitmesinin yanı sıra bu mesleği sürdüren büyük işletmelerin yüksek kar elde etmek amacıyla canlı hayvan ihracatı yapmalarının etken olduğunu belirtti.

"350 BİN KÜÇÜKBAŞ HAYVAN KALDI"
Arslan; ''Daha önceki yıllarda komşu ülke Suriye, Irak ve İran'dan kaçak hayvan ülkeye getiren Türkiye canlı hayvan ihraç eder hale geldi. Üretimimiz bize yetmezken ihracatın devam etmesi büyük çelişki. Son 20 yıldır İstanbul Musevi Cemaati’nin et ihtiyacını karşılayan tek firma olarak, her hafta 100 büyükbaş hayvan kesiyorduk fakat son dönemde haftalık 30 inek zor temin ediyoruz. Ayrıca besisiz ve cılız olan bu hayvanlara ödenen ücret astronomik rakamlarda, zayıf inek fiyatı 13.00 TL kemiksiz maliyeti ise bize 19.00 TL + % 8 KDV. Kırmızı et sektöründe bir iyileştirme yapılmadığı taktirde tüm küçük ve orta ölçekli işletmeler kapanacaktır. Yapılan tespitlere göre, Türkiye'nin küçükbaş hayvan varlığı 350 bin adede düştü. Bu sayı son yıllarda alınan verilerle değerlendirildiğinde son derece kötü bir tablo” diye konuştu.

Kaynak : Habertürk

Cep telefonuna 27,5 milyar dolar ödedik

Türkiye'ye 1994 yılından bu yana kayıtlı ya da kayıtsız olarak yaklaşık 135 milyon adet cep telefonu getirildi ve bu telefonlara ödenen döviz miktarı 27,5 milyar doları buldu

Devamını oku...


Mobil İletişim Sistemleri ve Araçları İşadamları Derneği (MOBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de 1994 yılından 31 Aralık 2009 tarihine kadar ticari yollardan ithalatı yapılan cep telefonu sayısının, yaklaşık 105 milyon 880 bin adet olduğunu, bu rakama yolcu beraberinde getirilen cihazların da dahil olduğunu kaydetti. Dursun, 2005 yılında yürürlüğe giren kanun çerçevesinde kayıt dışı durumunda olan ve kayıt altına alınan 19 milyon adet cep telefonu olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Mobil Cihaz Kayıt Sisteminde 2009 yılı aralık ayı itibariyle sinyali alınan, ancak, kayıt dışı olduğu belirlenen 10 milyon 500 bin adet cihaz var. Bu rakamlar toplandığında, 1994 yılından bugüne kadar Türkiye’ye kayıtlı ya da kayıtsız olarak getirilen toplam cihaz sayısının yaklaşık 135 milyon adet olduğu ortaya çıkıyor. Bu tarihteki mobil abone sayısı ise 63,6 milyon."  Söz konusu telefonların tamamının ithal olduğuna dikkati çeken Dursun, "Bu telefonlar, resmi yollarla ya da kaçak olarak gelse de, cebimizden çıkan parayla gelen cihazlar. 16 yılda cep telefonuna verdiğimiz döviz 27,5 milyar doları buluyor. Gelen 135 milyon adet telefondan yaklaşık 72 milyon adedi ise artık atıl durumda. Bu cihazların toplam bedeli de 18 milyar dolar" dedi.

İki ayda 4 bin TL kazanmak ister misiniz?

Devamını oku...

Bir öğrenci için yaz tatilinde gelecek eğitim döneminin harçlığını çıkarmak en temel meseledir. Sırf bu sebeple yaz tatillerinde çalışmayı seçen birçok öğrenci var. Öğrencilerin çoğu genelde hem harçlığımızı çıkartmak hem de tatil yapmak için güneye gider; otel ve tatil köylerinde ‘Are you ready’ sesi eşliğinde sağa sola koşuşturur.  Oysa bu kadar zahmete girmeden 2 ayda 4 bin TL kazanabilir. Nasıl mı? Yapmanız gereken tek şey ekibinizi kurarak ya da bireysel olarak enginar soyma işine girişmeniz. Her yıl mayıs ayında, Çanakkale’deki konserve fabrikaları, enginar soymak için yüzlerce kişiyi iki aylığına istihdam ediyor.

Bir işçi enginar başına ortalama 0,75 TL lira kazanıyor. Daha çok konservesi yapılan ve dondurulmuş ürün olarak hazırlanacak enginarları soyan bu işçiler, iki ay boyunca günde 12 saat çalışıp ayda iki bin TL kazanabiliyor.

DOĞALLIĞINI KORUYOR
Her yıl mayıs ayında işe başlayan mevsimlik işçiler sayesinde enginarlar daha doğal, vitaminini koruyarak soyuluyor.  Özellikle yuvarlak kesimli olması gereken enginarların, elde soyulmasıyla şekillerinin daha doğal olması sağlanıyor. Enginar soyma işleminin makinelerle yapılması ise sebzenin doğal formunun bozulmasına sebep olabiliyor.

ELLE SOYMANIN MALİYETİ YÜKSEK
Enginar, mevsiminde tüketilse de konservede olsa da oldukça pahallı bir sebze. Fiyatının yüksek olmasında zor yetişmesi ve kısa süreli hasada sahip olması etkili. Fakat asıl maliyeti arttıran şey elle soyulması. Aslında İspanya enginar soyma makinesi yaptı, yani enginar soyan bir makine var. Ancak, fabrika sahipleri elle soydurmayı tercih ediyor. Hem geçici de olsa istihdama katkıda bulunuyorlar.

SEZONDA 4 BİN TL
Günde ortalama 1000 enginar soyabilen bir kişi, iki ayda 4-4,5 bin lira arasında bir gelire ulaşabiliyor. Bu da kısa süreli mevsimlik işçiler için kaçırılmayacak fırsat. Fakat enginar soymak öyle görüldüğü kadar kolay değil. Enginar yapısı dolayısıyla hemen kararmaya müsait. İşçilerin ellerinin çabuk olması ürün kalitesi açısından çok önemli. Bir işçinin bir enginarı sol taraftan alıp yapraklarını ayıklaması, bıçağı değiştirip içini oyması ortalama 8 saniye sürüyor. Bu da aslında ciddi bir ustalık gerektiriyor.

ENGİNAR KRALLARIN YİYECEĞİ
Çoğumuzun adını bile zor duyduğu, tadından ise fazla insanın hoşlanmadığı enginar aslında uzun yıllar kralların ve padişahların sofrasını süsledi. Enginar her dönemde sofralarda özel bir yere sahipti. Zor yetişmesi, pişirilme yönteminin ustalık gerektirmesi onu özel kişilerin sofrasına misafir etti.  Dokuları yenileme özelliği de olan enginar Hepatit hastalarının sofralarından eksik etmemeleri gerek bir gıda.  

Haber: Cansu Üsküp- Nil Uğurlu
Fotoğraflar: Eren Aytuğ

99 kuruşa doymaya ne dersiniz?

Ne yersen ye her şey sadece 99 Kuruş! Evet, yanlış okumadınız. Krize inat en düşük fiyatların kullanıldığı Cafe 99 kuruş’un sloganı da ‘Her şey 99 kuruş !’  Peki, nasıl oluyor da mönüdeki yiyecekler 99 kuruştan satılabiliyor. Dahası su bedava!  Fikir babası ve mekânın sahibi İsmail A. İsmail Öğrenç’ten Şişli’deki Cafe 99 Kuruş’un hikâyesini dinledik.

Devamını oku...


Cafe 99 Kuruş’u ne zaman açtınız?
6 ay önce açıldık. Daha yeni sayılırız.

Fikir ve konsept nasıl oluştu?
Yurtdışı seyahatlerim sırasında birçok yerde bu tarz yerlerle karşılaştım. Her şeyi çok ucuza bulabileceğiniz yerler. Fakat yiyecek üzerine hazırlanmış bir yerle karşılaşmadım. Benim esin kaynağımda bu tarz yerler.  Kriz olunca da, yiyecek ve içeceği bir arada satabilir miyim diye düşündüm ve uygulamaya geçirdim. Oldukça başarılı da olduk.

Sattığınız ürünlerin maliyeti nedir, kaça mal ediyorsunuz ki 99 kuruşa satıyorsunuz?

Maliyet oldukça değişken. Bazı şeylerden çok az para kazanıyoruz bazısından daha fazla. İkisi birbirini karşılıyor.

EN ÇOK İLGİ GÖREN PRENSES
Para üstü isteyen oluyor mu, 99 kuruş insanlarda nasıl bir etki bırakıyor?
Bazen espri olsun diye para üstü isteyen oluyor ama 1 kuruş olmadığı için bizde para üstü isteyenlere misket veriyoruz. Bu ilginç deneyim bizi de müşterilerimizi de çok eğlendiriyor. Ayrıca bu uygulama müşterilere hesap öderken de büyük kolaylık sağlıyor.

Yeni şubeler düşünüyor musunuz?

Biz burayı bir konsept cafe olarak tasarladık. Bayilik almak isteyenler oldu, ama biz acele davrandam istemiyoruz.  Kalitemizin korunacağından emin olmalıyız.

Menüleriniz doyurucu mu peki? Yani bir kişi 3 liraya karnını doyurabiliyor mu?
Elbette! Burada her çeşit sandviçimiz var. Ton balıklı, sosisli, soğuk sandviçlerimiz… Sandviçlerimizin hepsinin içinde en az üç çeşit var. Hatta istediğiniz malzemelerle özgün bir sandviç bile hazırlıyoruz. Bunlar dışarıdan 3 – 4 liraya alabileceğiniz sandviçlerdir.

Daha çok hangi kesime hitap ediyorsunuz?

Biz burayı açarken orta ve altı gelir grubundan gurubundan insanlar gelir diye düşünmüştük. Ama hiç öyle olmadı. Gelenler genellikle AB gurubu insanlar. Nişantaşı ve Kurtuluş’tan gelenler çoğunlukta.

En çok hangi menü satılıyor, misafirleriniz neleri tercih ediyor?

Sabahları klasik beyaz peynirli sandviçlerimiz ve özel kızarmış ekmekle servis yaptığımız sıcak çorbamız çok satılıyor. Kış mevsimi olmasından dolayı bu aralar sıkma portakal çok revaçta. Öğleden sonraları tonbalıklı sandviç ve sosisli sandviç de çok yeniyor.

Kendinize özgü özel tatlarınız var mı?
Evet, öncelikle değişik sandviçler farklı tatlar yarattık ve müşterilerimiz çok memnun kaldı. Mesela yeni bir tatlı ürettik adını da ‘Prenses’ koyduk. Yiyenler çok memnun. Sırf Prenses yemek için gelenler bile var. Prensesin daha şimdiden özel bir hayran kitlesi oluştu.

Hangi saatler daha yoğunsunuz?

Biz sabah 7’den akşam 22’ye kadar buradayız, günün her saati oldukça yoğun oluyoruz. Ama en çok sabah 8 – 9 arası.
Ürün çeşitliliğiniz oldukça fazla. Çeşit arttıkça kaliteyi korumak genelde sorun olur.

Siz bu konuda nasıl bir yol izliyorsunuz?
Biz burada sadece para kazanmayı düşünmüyoruz. Tabi ki para kazanmak gerekli ama ne olursa olsun ürün kalitemiz para kazanmanın önünde geliyor. Ürünlerimiz genelde hazır olduğu için kolaylıkla her şeyi taze olarak hazırlayabiliyoruz.

SU ÜCRETSİZ
Buraya gelenlerin ilk tepkileri nasıl oluyor? En çok neye şaşırıyorlar?

İlk başta bir çekingenlik oluyor. Daha sonra çıldırdığımızı düşünüyorlar. Sonra “99 kuruşa nasıl oluyor” diyorlar.  Biraz atıştırdıktan sonra da sandviçlerimizin müdavimi oluyorlar. Mesela biz su için para almıyoruz. Çay servisinde ise bardak ya da fincan farkı almıyoruz. İnsanlar bunlara çok şaşırıyorlar. Çünkü su, klasik yemeklerde en pahalı tükettiğimiz şeydir.

Bu fiyatların kısa zamanda zamlanması söz konusu mu?
Hayır bu fiyatlar bir promosyon kapsamında belirlenmedi. Uzun süre fiyatlarımızı koruyacağız.

Haber: Nil Uğurlu